Physical Address
304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124
Physical Address
304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124

Tasarım ile geliştirme arasındaki kopukluk neden bu kadar zaman kaybettiriyor ve bunu nasıl çözebilirsin? Bu yazıda, Figma’daki tasarımını alıp doğrudan kod tarafında yaşayan bir tasarım sistemine nasıl dönüştürebileceğini adım adım öğreneceksin. Üstelik bunu karmaşık süreçlere girmeden, oldukça pratik bir şekilde nasıl yapabileceğini de göreceksin.
Şimdi şöyle bir düşün… Tasarımcı Figma’da harika bir ekran hazırlıyor. Geliştiriciye geliyor ve o da sıfırdan yeniden yazıyor.
Bu noktada şu sorun ortaya çıkıyor:
Aslında bu çok basit:
Eğer tasarım “sadece görsel” olarak kalırsa, geliştirici onu her seferinde yeniden üretmek zorunda kalır.
Yani şöyle düşün:
Bir blueprint (mimari çizim) var ama inşaatta her seferinde göz kararı bina yapıyorsun.
İşte problem tam olarak bu.
Buradaki en kritik kavram:
Single Source of Truth (Tek Doğru Kaynak)
Bu ne demek?
Tüm renkler, fontlar, spacing değerleri, component kuralları tek bir yerde tanımlı.
Yani şöyle düşün:
Projede kullandığın tüm renkler bir dosyada tanımlı.
Bir renk değiştiğinde tüm sistem otomatik güncelleniyor.
Bu yapı genelde şöyle kuruluyor:
Bunlar kod tarafında bir dosyada tutuluyor (örneğin: style-tokens.ts).
Bu noktada önemli olan şey:
👉 Figma’daki değerleri manuel kopyalamak değil,
👉 Otomatik olarak çekip kodlaştırmak
Şimdi işin ilginç kısmı geliyor.
Eskiden bu süreç çok uzun sürüyordu.
Ama artık AI ile bu işi ciddi anlamda hızlandırabiliyorsun.
Nasıl?
Ortaya şu çıkıyor:
Yani şöyle düşün:
Bir junior developer’a “git tasarım sistemini yaz” demek yerine, bunu AI’ya yaptırıyorsun.
Style guide hazır. Şimdi sırada component’ler var.
Burada yapılan şey şu:
Her UI parçasını tek tek kodlamak yerine:
👉 Component olarak tanımlıyorsun
Örneğin:
Ama önemli nokta şu:
Sadece görünüş değil, davranış da tanımlanıyor.
Yani şöyle düşün:
Hover olunca ne olacak?
Click olunca ne değişecek?
Disabled state nasıl görünecek?
Bunların hepsi kod içinde net şekilde tanımlanıyor.
Burada çok kritik bir yaklaşım var:
Workflow tanımlamak
Yani AI’ya “git component yap” demiyorsun.
Adım adım nasıl yapacağını söylüyorsun.
Workflow şu şekilde ilerliyor:
Yani şöyle düşün:
AI’ya sadece görev vermiyorsun, nasıl çalışacağını da öğretiyorsun.
Bu sayede:
Her component için ayrıca bir doküman oluşturuluyor.
Bu dokümanda şunlar var:
Yani şöyle düşün:
Yeni gelen bir developer, component’i anlamak için kodu okumak zorunda kalmıyor.
Direkt dokümandan öğreniyor.
Tek tek component’ler hazır.
Şimdi bunları bir araya getiriyorsun.
Bir ekran aslında şunlardan oluşur:
Hepsi birer component.
AI’ya şu talimat veriliyor:
👉 “Bu ekranı oluştur ama sadece mevcut component’leri kullan”
Bu çok önemli.
Çünkü:
Yani şöyle düşün:
LEGO parçaların var.
AI’ya “yeni parça üret” demiyorsun.
“Bu parçalarla ev yap” diyorsun.
İlk çıktıda her şey mükemmel olmayabilir.
Örneğin:
Ama bu çok normal.
Küçük prompt’larla düzeltilebiliyor.
Yani şöyle düşün:
İlk versiyon kaba taslak.
Sonrasında ince işçilik yapıyorsun.
Burada çoğu kişinin atladığı bir detay var:
👉 Context kaydetmek
Her yapılan işlemi bir dosyada tutuyorsun (context.md gibi).
Bu ne sağlıyor?
Yani şöyle düşün:
AI’nın “proje hafızası” oluyor.
Tasarım ve geliştirme arasındaki en büyük problem, aynı şeyin tekrar tekrar üretilmesi. Bu problemi çözmenin yolu, tasarımı sadece görsel olarak bırakmamak ve doğrudan kod tarafında yaşayan bir sisteme dönüştürmekten geçiyor. Style guide ile başlayan bu süreç, component library ile devam ediyor ve en sonunda tüm ürünün bu sistem üzerinden inşa edilmesiyle tamamlanıyor. AI burada süreci hızlandıran bir araç haline geliyor ama asıl farkı yaratan şey, doğru workflow ve disiplinli bir yapı kurmak. Yani mesele sadece araç değil, yaklaşım.
Bu yazı “Figma’dan design system’i koda çevirme ve AI ile component geliştirme” videosundan ilham alınarak yazılmıştır.